Kitap Zekayı Kibarlaştırır...
Ana sayfa » Huzur..

Huzur..

tarafından Kübra Çoban

Bir pazar günü..

Hani evdesindir, ne evde bir şey yapmak istersin ne de dışarı çıkmak..

Öylesine bir uyuşukluk çöker üstüne

İşte böyle bir pazar günü..

O meşhur ikindi uykuları vardır ya hani.. Şekerleme de denir.

Uyku ile uyanıklık arasında geçen bir iki saatlik zaman..

İşte böyle bir pazar günü o şekerlemeden uyanmama sebep oldun.

İncecik bir ses.. Ağlama ile inilti arası..

Kalkıp koridora çıktım. Gözümü ovuştururken atılan bir kaç adım sonrasında gördüm seni. Ufacık, minicik bir şey, orada yerde bana bakıyor.. Sen de kimsin dercesine..

Asıl sen de kimsin diye cevapladım bakışını.. Sen de kimsin ve benim evimde ne arıyorsun? Halbuki geleceğin belliydi, belki aylar öncesinden. Kız kardeşimin yalvarmalarına kulak tıkayan annem nihayet kabul etmişti seni. Belli ki kararından vazgeçmesin diye kabulün haftasına da getirmişlerdi eve..

Kısa süreli bir bakışmadan ve bakışlarla sorgu sualden sonra eğildim yanına.. Korkup kaçtın önce, sonra merakına yenik düşmüş olacaksın ki usulca geldin yanıma doğru..

Sesin sahibini bulmanın rahatlığı ve senin normalde asla giremeyeceğin bir evde bulunmanın kısa süreli şaşkınlığıyla bakıştık bir süre. Allah’ım nasıl da minicik bir şeydin sen..

Patini uzattınya hani ‘merhaba’ dercesine.. “Merhaba ben evin yeni üyesiyim, bundan sonra beraber yaşayacağız.” İşte o an var ya, içim öyle ısındı ki sana.. Oysa türünden nefret ederdim ben. Hayır zarar vermemiştiniz bana. Böylesine savunmasız bir canlıdan insanoğlu nasıl bir zarar görebilir ki zaten? Sadece.. Çocukluk tramvası işte. Ben küçükken senin büyük büyük atalarından birisi benim süt biberonumu çalmıştı! Hem sütten hem de senin türünden böyle nefret ettim ben. Senden değil ama sütten hala nefret ediyorum 🙂

Korkutup kaçırmak istememecesine elimi uzattım sana. Öyle küçüktün ki zarar vermekten korktum.. Oysa umursamazdım ben kendimden başka bir canlının zarar görüp görmemesini.

Acıkmıştır dediler. Kasene ilk sütünü ben doldurdum. O minicik dilinle ürkek ürkek sütü içişini görmek… Bir damla yaş yuvarlanıverdi yanağımdan.. Neydin sen? Nasıl bir şeydin?

İlk kez kucağıma aldım seni. Öyle hafiftin ki sanki kucağımda hiç bir şey yokmuş, sen yokmuşsun gibi. İlk mamanı avucumdan yedin.. Dünyayı tekrar keşfe çıkmıştım seni izlerken..

Gece bir türlü uyku tutmaz beni. Sağa dön sola dön derken hadi bir sigara yakalım, hoop uykunun kalan kırıntıları da uçup gitsin. Sar başa tekrar..

Aldım seni kucağıma, bu gece benim yatağımda uyusun dedim. Dedim ama ufacık bir şeysin ya ezersem seni? ya nefessiz bırakırsam? Allah korusun ya sabah cansız bulursam seni? Bir korku saplandı içime. Ne korkuyu söküp atabildim ne de seni bırakabildim.. Dedim ki nasılsa uyuyamıyorum onu izlerim bende. Sonra da kıvrılırım uzağına..

Uzağına kıvrılmak mı? uzaklaşmadın ki yanımdan. Gecenin karanlığından korkup güvenli bir yere sığınmak isteyen bir çocuk gibi yanaştın bana. ‘Korkuyorum’ dercesine..

O zamanlar sebebini bilmediğim bir mırlamayla yatıverdin koluma. Sağa sola dönmek şöyle dursun kıpırdayamadım bile rahatsız olmayasın diye. Mırlamalarını dinlemeye daldım sonra. Başın burnumun dibinde, usulca çekiyorum tekrar yaklaşıyosun boğazını titreten o mırlamaların eşliğinde 🙂 Eyvah! böyle ses mi çıkartacak gece boyu? Nereden bilebilirdim ki, güvende hissettiğin zamanlarda mırlarmışsın..

Dinledim.. Mırlamalarını, nefes alışını.. Karanlığın el verdiği ölçüde seyrettim seni.. Çekmedim burnumu başından. Dışarıdan gelmene rağmen tertemiz bir kokun vardı. Sahi sokak hayvanı nasıl böyle bebek gibi kokabilirdi ki?

Bir süre sonra mırlamaların durdu, düzenli soluklarını dinledim. Uyumuştun! kolumda, burnumun dibinde.. Kahkahalarla gülmek istedim. Nasıl bir güzelliktin sen böyle 🙂 O an anladım seninle keşfedilecek daha çok yolumuz vardı. Ve ben.. Belki de bir canlıyı sevmenin sevebilmenin gerçek anlamını seninle buldum..

Uyudun.. Uyudum.. Kımıldamadan, zorlanmadan.. Halbuki saat belki 1 bile değildi. Huzurlu bir uykunun ardından sabah güneşiyle yüzüme pati vuruşlarınla uyandım. İnsanın yüzüne minicik bir şeyin vurmasıyla uyanması.. Sinir bozucu bir şey olmalıydı. Bırak bir başkasının uyandırmasını, alarmla bile kalkmaktan nefret eden ben için.. Oysa hiç kızmadım sana. “Hadi kalk” diyordun. “Mama saatim geldi, tuvaletim de var. Hem daha oyun oynayacağız seninle hadi kalk! Daha çok işimiz var” 🙂

Seninle uyudum seninle uyandım.. Her yeni güne seninle başladım ben..

Ne yüzüme vurduğun patiye ne boynuma yatıp da beni nefessiz bırakarak uyandırmana, ne o sabahın ilk sigarasını yaktığımda kucağıma atlayıp da beni sev diyerek günün ilk sigarasını hiç etmene kızmadım ben 🙂

Ne kumunu temizlemekten tiksindim ne de sadece benim kullandığım su bardağına başını sokup da su içmenden.. Kedi kumu pis kokar derler. Oysa burnuma hiç gelmedi.. Başkasının bardağına dokunamazken seninle paylaştım içtiğim suyu..

Hani akşamları koltukta kitap okurken kucağıma kıvrılıp uyumaların var ya.. Rahatsız olmayasın diye saatlerce kımıldamadan oturdum ben. Nefes almaktan bile çekinerek.. Seni öyle kucağımda uyurken izlemek.. Başka bir anlamı yok bunun. Huzursun sen..

Sabah kahvaltılarında, akşam yemeklerinde kucağıma atlayıp elimden bir şeyler yedirmek.. Senin yemek yiyişini izlemek.. Acıkmaya tahammülü bile olmayan ben, seni doyurmadan başlamadım yemeğe..

Hani ben masadan çalışırken saat 11’den sonra gelip yatağın ucuna kıvrılarak uykulu gözlerle “Hadi benim uykum geldi, uyuyalım” dercesine bakışın..

Kedilerin de saklambaç oynayabileceğini bilmezdim ben.. Öğrettin, teşekkür ederim..

Ellerimle oynarken çizik içinde bırakman.. İzlerini gururla taşıyorum 🙂

Isırmaların canımı yakmıyor. Çünkü sevgin canımın yanmasından daha ağır basıyor 🙂

Öğrenciyken kaldığım yurtta kızın birisi, odasında baktığı kediyi dışarı attılar diye ortalığı ayağa kaldırmıştı. Öyle anlamsız gelmişti ki bana. Bir kedi için o kadar yaygara koparılır mıydı? Koparılırmış. Bırak yaygarayı insan dünyayı bile yakabilirmiş.. Fark ettirdiğin için teşekkür ederim 🙂

Daha sabırlıyım artık, daha sakinim.. Daha çok gülüyorum.. Daha az sinirleniyorum.. Daha çok seviyorum dünyayı..

Değişmişim fark etmeden.. Değiştirmişsin beni..

Dedim ya.. Mucizesin sen..

İlgili Paylaşımlar

Yorum Yap