Kitap Zekayı Kibarlaştırır...
Ana sayfa » Aşk ve Gurur – Jane Austen

Aşk ve Gurur – Jane Austen

tarafından Kübra Çoban

Aşk ve Gurur / Gurur ve Önyargı Roman Analizi

Yayınevlerinin farklılığına göre her iki isimle de basılmış bir eser. Konusu itibariyle buram buram aşk kokmaktan ziyade öyle ince bir dengeyle öyle naif bir şekilde aşk, gurur ve ön yargı üçlüsünün dengesini, okuyucuyu sıkmadan boğmadan kurabilmiş yazar. Öyle ki vermek istediği; yaşantımızda aldığımız ilk kararlardan ne kadar emin olsak da üzerine tekrar eğildiğimizde yanlış kanıya varabileceğimiz, ilk görünenin, ilk kanının her zaman doğru olanı temsil etmediğini, ön yargıların pekala kırılabileceği ana fikri hoş bir üslupla başarılı şekilde verebilmiş. Sayesinde ben de “adında ya da içeriğinde aşk olan kitapları okumam!” şeklindeki ön yargımı kırmış oldum 🙂

Hiç bir şeyin göründüğü gibi olmadığını nasıl ve ne ile anlattığına gelince;

18. yüzyıl İngiltere’si… Sanayi Devrimi’nin taşrayı alt üst edecek, doğanın güzelliğini ve dokunulmamışlığını bozacak kadar ileri gitmediği yıllar.. Kasabalarda aristokrasi, kurallarıyla hala ağırlığını korumakta, toplumsal yaşama olmasa bile özel yaşamlara yön verebilecek kadar saygı görmekte. Toprak beyliği yavaş yavaş değişime uğrasa da hala aristokrasinin kanatları altında varlığını sürdürmekte. Böyle bir kasabada yaşayan bir aile.. Bennet’lar.

Mr. Bennet, kızlarının iyi eğitim, iyi terbiye almış olmasından ziyade, onların iyi kocalar bulmasından başka derdi olmayan ve bununla da kasabada hava atacağı hayalleri dışında başka bir şeyle meşgul olmayan, kaba tabirle biraz yarım akıllı bir eşe ve beş kız evlada sahip, kütüphanesinde yaşayan küçük toprak beyidir. Ancak kızları ile ilişkisi, konuşma tarzları ve konuşulan konulardaki rahatlık, onun toprak beyliğinden ziyade liberalliğini vurgular nitelikte.

Kızların her biri farklı toplumsal kesimleri temsil ediyor ve farklı karakterlere sahip.. Maria entelektüel geçinen yarı-aydınları temsil etmekte. Elizabeth kendini beğendirmek, ona buna yaranmak gibi takıntıları olmayan, kendi fikirlerini açıkça beyan eden, savunan ve bu haliyle dönemin burjuvazisinden özellikler taşıyan bir karaktere sahip. Jane ise uyumlu, kibar, uysal, kötü düşünmeyecek kadar naif, duygularını açıkça belli etmekten özenle kaçınan, küçük soylu hanımefendi’yi bünyesinde barındırıyor. Aristokrasinin tipik özelliklerini, yaşam biçimini, kuralları ve protokollerini gerek Leydi Catherine ve Mr. Collins’in ast-üst ilişkisi üzerinden gerekse Mr. Darcy’nin tutum ve davranışları üzerinden örneklendirmekte. Yazar, toplumsal tabakalarını her şekilde vurgulamaktan kaçınmayan Aristokrat sınıfının kurallarının esneyebildiği, hatta önemini kaybetmeye başladığını hem Mr. Darcy’nin değişiminde hem de kitabın sonlarında gerçekleşen olaylarda büyük bir ustalıkla verebilmiş. Bununla da kalmayarak büyük bir öngörüyle Lydia üzerinden fiziki özelliklerin, dış görünüşün; bilgili, terbiyeli, ahlaklı olma gibi erdemlerin önüne geçtiği, cahilliğini fark edip bunu gidermeye yönelecek yerde bunun bile farkında olmadan sadece aklına estiği gibi hareket edecek, hedonizmi hayatının merkezine koyacak bir neslin gelişini de haber veriyor.

Bu karakterleri, bazen birbirlerine zıt duruşlar sergileseler de aynı balo salonlarında, yemek masalarında, çay saatlerinde, kır yürüyüşlerinde, bazen çevre kasabalara yerleşmiş subayların arasında bazen de uzak diyarlardan gelen bir din adamının yanında neşeleriyle, üzüntüleriyle, hayat hikayeleriyle bir arada görüyoruz.

Bunların yanı sıra, Mr. Bennet’ın, eşine aile içindeki kaba davranışları ve günümüzde abes kaçsa da o dönemde normal karşılanan, kız evlada miras kalamayacağı konusu üzerinden ataerkilliği ve kadın-erkek eşitsizliğini de vurgulamadan geçmemiş.

Tüm bunları ise ne ağdalı bir dil ne de çok yüzeysel bir anlatım yolunu seçerek gerçekleştirmiş. İşlenen konunun sıradanlığı ve dilinin sadeliği insana ne kitabı bıraktırabiliyor ne de bitmesinin verdiği üzüntüye engel olabiliyor.

İyi okumalar dilerim 🙂

Gurur ve Önyargı – Jane Austen Kitap Alıntıları

‘Evlenmek için delicesine aşık olmayı bekleyeceğim. Sanırım bu yüzden de evde kalacağım.’ 

Gurur ve önyargı – jane austen

Sen bana, gerçekten sevilmeye değer bir kadının sevgisini kazanabilmek için daha başka erdemlere sahip olmam gerektiğini öğrettin.

GURUR VE ÖNYARGI – JANE AUSTEN

“İtiraf ediyorum, kitap okumak kadar eğlenceli bir şey yokmuş! İnsan kitap okumak dışında her şeyden çabucak sıkılıveriyor. Kendime ait bir ev sahibi olduğumda, şöyle muazzam bir kütüphane edinmeyi başaramazsam kahrolurum.”

GURUR VE ÖNYARGI – JANE AUSTEN

Bir insan kibirli olmadan da gururlu olabilir.Gurur daha çok kendi nefsimize karşı duyduğumuz saygıyla ilgilidir, kibirse başkalarının bize duymasını istediğimiz saygıyla ilgilidir.

GURUR VE ÖNYARGI – JANE AUSTEN

İlgili Paylaşımlar

Yorum Yap