Kitap Zekayı Kibarlaştırır...
Ana sayfa » Hayvan Çiftliği – George Orwell

Hayvan Çiftliği – George Orwell

tarafından Kübra Çoban

Üzerinde her ne kadar kalem oynatılırsa oynatılsın bir şeylerin eksik kalacağı duygusu baskın olsa da bir kaç kelime etmekten kendimi alamadım.

Çiftlik “Beylik Çiftliği” adıyla Jones adlı bir adamın çiftliğidir. Çiftlikte domuzlar, atlar, koyunlar, tavuklar ve daha bir çok hayvan yaşar. Çiftlik sahibi olan insan Jones’un çok içmekten sızıp kaldığı akşamlardan birinde, çiftlikte hayvanlar arasında sözü dinlenen yaşlı bir domuz, tüm hayvanları ahırda toplayıp bir konuşma yapar. İnsanların üretmeyip sadece tüketici olduğu temeline dayanan bu konuşmasında hayvanların, insanların kendilerine verdiği bir avuç yemle yarı aç yarı tok köle gibi çalışarak ürettiğini oysa insanların bu üretimde payı olmadığı halde ürüne ortak olduğunu hatta el koyduğunu belirtir.
Çiftlikteki tüm hayvanlar, insanların bu haksız sömürüsünün bilincindedir ancak insansız bir çiftlik düşünemedikleri için bu düzenin değişebileceği de akıllarının ucundan bile geçmez.

Yaşlı domuzun bu konuşması, Marx’ın 19.yy’daki Proletarya sınıfına yönelik yaptığı konuşmalardan izler taşısa da kanımca yazar bu yaşlı domuzu Lenin olarak betimlemiştir. Yaşlı domuz bir süre sonra ölür. Ancak konuşmasıyla yaktığı ateş, ölümünden sonra da yanmaya devam eder. Hayvanların başını çektiği domuz Napoleon, gizli toplantılar düzenler, çiftlikteki diğer hayvanları ayaklanma için hazırlar.

Bir gün çiftlik sahibi Jones içkiden sızıp kaldığı sırada yemleri verilmemiş olan hayvanlar ahıra dalıp yem aramaya başlayınca Jones da hayvanları kırbaçlamaya başlar. Bu kırbaçlama Jones’un çiftlikteki sonu olur. Aynı zamanda bir süredir sessiz çığlıklar atan özgürlük filizinin de çıkış noktası olur. Hayvanlar toplu şekilde saldırıp Jones’u ve çalışanlarını çiftlikten atar. Tek bir insan dahi kalmamıştır. Hayvanlar artık özgürdür. Kendileri çalışacak üretecek ve sadece kendileri tüketecektir. Ürünlerine haksızca el koyan insanları beslemek zorunda değillerdir artık.

Devrim yapılmıştır. Yeni bir yönetim kurulmuştur. Bu yeni yönetimin de yeni bir anayasası olması kaçınılmaz olur. Bu doğrultuda 7 emirlik çiftlik kuralları belirlenir. Düşmana benzememeyi ve eşitliği içeren bu kuralların adım adım değişeceğinden, ezileceğinden habersiz olan hayvanlar hevesle kuralları okumaya ezberlemeye çalışırlar.

Ütopyanın distopyaya dönüşeceğinden habersiz olan hayvanlar, özgürlüğü eşitliği getiren zaferlerinin sarhoşluğunu yaşarken ilk eşitsizliğin, ilk yanlışın daha ilk dakikalarda yapıldığını görseler de önemsemezler. Ne de olsa artık özgürdürler.

Çiftliğin yeni sahipleri, yeni ve yumuşak kurallarla ilk günden hevesle azimle çalışmaya başlarlar. Ancak liderleri domuz Napoleon ve Snowbell’in sık sık tartışmaları, karar birliğinde olmamaları, farklı düşüncelerin seslendirilebildiği alanı, demokrasiyi ayakta tutsa da domuz Napoleon bir dalavere ile Snowbell’i saf dışı bırakması, çiftlikte yaşanacak olan yanlışların da başlangıcı olur. Napoleon artık tek liderdir. Snowbell’in ardından karalama kampanyası başlatılır. Sesini çıkaracak olana, onu savunanlara cezalar verilir. İdam edilir. Bu sırada Napoleon kendini koruyacak olan orduyu da kendi yetiştirdiği köpek yavrularından oluşturmuştur. Bunun yanı sıra tabiri caizse onun basın sözcülüğünü yapan, propagandalarını yürüten domuz Squealer da emrine amadedir. Artık tam bir liderdir.

Çiftlikte çıkan ufak tefek sessiz homurtular Squealer tarafından yeri geldiğinde özgürlük söylemleriyle yeri geldiğinde ise Jones’un kişiliğinde vücut bulmuş olan emeği sömüren insanın geri gelme ihtimali ve tekrar köle olma tehditleri ile susturulur. Özgürlük şarkısı artık yasaklanmıştır. İlk gün belirlenen 7 emir her adımda teker teker çiğnenir.

Eserde Jones düşüncesinde vücut bulan emeği sömüren insan, kapitalistlerden başkası değildir. İnsanın yönetimindeki bir çiftlik ise sadece emperyalizm düşüncesini çağrıştırır. İnsana yani kapitalist sisteme köle olarak yaşamak, hayvanları ölesiye korkutmaktadır. Buna göre kapitalist sistemi yıkan ve emeğin sömürüsüne son veren hayvanlar, sözde eşitliğin hüküm sürdüğü bu çiftlikte özgür olarak yaşamanın tadını çıkarmaktadırlar. Ancak eserde SSCB’deki yönetimi birebir yansıtan yazar, çiftliğin giderek sosyalist bir diktatörlük olduğuna da dikkat çeker.

Özgür oldukları ve karınlarının daha çok doyduğu yalanıyla uyutulan çiftlik sakinleri eskiyi hatırladıklarında devreye Squealer girerek onları anlamadıkları bir takım sayılarla oyalayıp eskiye dair hatıraları yanlış hatırladıklarını, artık özgür olduklarını tekrarlayıp durur. Squealer’i haklı çıkarırcasına “2 ayaklılar kötü 4 ayaklılar iyi” diye söylediğinin ne anlama geldiğini dahi unutan koyunlar devamlı meleyerek ortamı yatıştıran emniyet sübabı işlevi görür.

Lider Napoleon, devirdikleri insan yönetiminden de beter bir yönetim kurmuştur ve giderek eleştirdikleri, düşman bildikleri insandan daha kötü davranmaya başlar çiftlik sakinlerine. Dahası Napoleon insanın evinde insan gibi yaşamaya, yasak olmasına rağmen “çiftlik üyelerinin menfaati için” insanlarla iletişim kurmaya ilişkiler geliştirmeye başlar.

Bir gün hayvanlar çalışırken bir de bakarlar ki domuz Napoleon ve diğer yönetici domuzlar insanlar gibi iki ayak üzerinde yürümeye başlamıştır. 2 ayaklılar kötüdür diye her fırsatta aralıksız meleyen koyunların bile bu söylemleri değiştirilmiştir. Hayvanlar domuz Napoleon’a itiraz etme fırsatı bile bulamazlar. Çünkü artık Napoleon halkın arasına çıkmamaktadır.

Kitabın son sahnesi, düşman olan insan ile domuz Napoleon’un aynı masa çevresinde gülüşerek konuşması ve kadeh kaldırmasını anlatır. Çiftlik sakinlerinin gözünde artık insan ile domuz arasında o kadar çok benzerlik vardır ki ikisini birbirinden ayırt edemeyecek hale gelmişlerdir.

İyi okumalar dilerim 🙂

George Orwell – Hayvan Çiftliği Kitap Alıntıları

Eskisi kadar umutlu değildiler. Soğuktan donuyorlar, çoğu zaman aç açına çalışıyorlardı. Yalnızca Boxer ile Clover cesaretlerini yitirmemişti. Squealer halka hizmet etmenin mutluluğu ve emeğin onuru üstüne müthiş söylevler çekiyor, Boxer’ın gücü ve hiç vazgeçmediği “Daha çok çalışacağım!” çığlıkları hayvanları kışkırtıp coşturuyordu.

hayvan çiftliği – george orwell

Tayınları Jones’un zamanındakinden daha çok değildi, ama daha az da sayılmazdı. En azından artık doymak nedir bilmeyen beş insanı beslemekten kurtulmuşlardı.

hayvan çiftliği – george orwell

Çiftlik siyasetiyle ilgili bütün konularda karar verme yetkisi, öteki hayvanlardan açıkça daha zeki olan domuzlara verilmişti.

hayvan çiftliği – george orwell

İlgili Paylaşımlar

Yorum Yap