Kitap Zekayı Kibarlaştırır...
Ana sayfa » İnce Memed 1

İnce Memed 1

tarafından Mehmet Yılmaz

Öncelikle şunu söylemem lazım: Yaşar Kemal’in İnce Memed serisi Türk edebiyatının gelmiş geçmiş en başarılı romanlarından birisi olarak nitelendiriliyor, hatta en başarılısı olduğu da pek çok yerde dile getiriliyordu. Elbette bunlar izafi şeyler, kişiye göre değişir, beğenilere göre değişir. En başarılı mıdır bilmem ama başarılı olduğu kesin. Bunu görmüş oldum.

Tabii yine şahsi bir şekilde devam edeyim. Ben çok uzun yıllar Yaşar Kemal okumadım. Yaşar Kemal okumama sebebi ise onunla ilgili önyargılarımdı, benim politik görüşlerimdi. Çünkü Yaşar Kemal ile ilgili oluşturulan bir imaj vardı ya da onun bir dünya görüşü elbette vardı. Ben de çok uzun yıllar karşı cenahta yer alan birisi olarak Yaşar Kemal’e karşı hep mesafeli oldum. Ancak otuzlu yaşlarımla birlikte okuma serüvenimde de bir olgunlaşma dönemime girmiş olmalıyım ki, sadece Yaşar Kemal değil pek çok yazarla ilgili ön yargılarımı kırdım. Onları okudum, beğendim, hayata bakış açımı değiştirdim, bir değişim içerisine girdim.

Yaşar Kemal’in İnce Memedi’ni okumama talihsizliği ve utancını her ne kadar bugüne dek üstümde taşısam dahi, yine de Yaşar Kemal’e ait birkaç eseri okumuştum. Bunlar genelde daha ince eserleriydi. Ağrı Dağı Efsanesi gibi, Kuşlar da Gitti gibi… Yahut bazı hikayelerin olduğu kitaplardı. Ancak açıkçası umduğumu bulamamıştım, öyle söyleyeyim. Daha farklı bir yazar, daha başarılı anlatılar bekliyordum ama bu yine benden kaynaklanan bir durum da olabilirdi elbette.

Peki İnce Memed’e nasıl geldik? Türk edebiyatını seviyorum, takip ediyorum, okuyorum zaten, bu nedenle Yaşar Kemal okumamak olmazdı elbette. Bir vesileyle kitap beğenisine çok güvendiğin bir dostumun da ısrarlı tavsiyesi üzerine İnce Memed’e başlamaya karar verdim.

Araştırdığım kadarıyla 1950’li yıllarda Yaşar Kemal, İnce Memed olarak sadece ilk kitabı yazıyor, yayınlanıyor ve oldukça beğeniliyor. Şu an romanı bitirmiş bulunmaktayım ve roman gerçekten bitmiş oluyor aslında. Yani anladığım kadarıyla bitmiş fakat sonra 70’li yıllarda ve 80’li yıllarda Yaşar Kemal 2, 3 ve 4. seriyi de yazıyor. Diğerlerine başlayacağım ve devamlarının yazılmasına gerçekten ihtiyaç var mıydı, yok muydu, şu an için bilmiyorum ama sadece birinciyi okumuş birisi olarak sanki romanın bittiğini düşünüyorum.

Gelelim romana, nasıl bir roman? Tabii ki, mesken tuttuğu Çukurova’yı ve Toros Dağları’nın başarılı bir şekilde anlatmış. Yaşar Kemal’in çocukluk hatıraları, yazarlık yeteneği ile birleşmiş ve mekan olarak Çukurova anlatılmış. Çukurovalı yetim bir köy çocuğunun, İnce Memed’in eşkıyalığa doğru giden bir hikayesi var. Elbette bir Abdi Ağa var. Burada köylülerin kanını emen kişidir Abdi Ağa ve aslında yalnız değildir ama davranış biçimi olarak iyi bir prototip çizmiştir Yaşar Kemal.

Tabii, Türk edebiyatında hatta Türk mizahında sıkça işlenen bir konu, köylüler, ağa baskısı, feodal düzen, baskıcı devlet yapısı… Yaşar Kemal de mutlaka bunları göz önünde tutarak yazdı bu eserini. Okurken, ilginç bir şekilde Kemal Sunal’ın Şener Şen ile birlikte oynadığı meşhur Kibar Feyzo filmi gözümde canlandı. Bazı diyaloglar ve sahnelerden dolayı oldu bu. İlginçtir ve bence filminde büyük başarısıdır aynı zamanda. Ama onun dışında, köylülerin kendi topraklarında köle gibi çalışması ve kendilerine layık görülen az bir ürünle hayatlarını idame ettirmeye çalışmaları, üzerlerindeki baskıları, bir kahraman arayışları, bana Sovyetler Birliği’ndeki kolhoz sistemini hatırlattı. Kırım’dan, Kırgızistan’dan iyi bildiğim, yine romanlarda okuduğum, baskıcı köylüleri ezenin, devletin bizatihi kendisi olduğu bir sistemi hatırlattı. Yaşar Kemal bunu mu amaçlamıştır, açıkçası bilemiyorum.

Romana döndüğümüz zaman elbette çok başarılı bir roman olduğunu söylemek mümkün. Akıcı bir roman, kendini okutabiliyor, duru bir anlatımı var. Elbette yerel deyişlerin olduğu, türkülerin olduğu, efsanelerin olduğu, halk deyişlerinin olduğu, Çukurova’yı sadece coğrafi olarak değil kültürel olarak da anlatan başarılı bir roman İnce Memed. Haksızlığa uğramış, ezilmiş, insan yerine konmamış insanların hikayeleri var roman içerisinde ve bu haksızlığın, adaletsizliğin, daha doğrusu devlet eliyle düzeltilmediği ortamlarda insanların kendi adaletini sağlama çabaları var. 1930’ların Çukurova’sı var…

Romanda dikkatimi çeken bir husus da şu oldu: Çok fazla tekrarlar vardı. Tekrardan kastım şu; insanların konuşmalarında “Evet, tamamdır, pekala, olur” gibi onaylama sözleri neredeyse hiç yok. Mesela sayfa 364’te “Üç gün içinde dönmezsem bilin ki yakalandım” diyor İnce Memed. “Bilin ki yakalandım.” Diyor yanındaki. Yani , tamam falan demiyor, onu tekrarlıyor. Sf. 278’te art arda üç kişi “bekleyecek miyiz?” diyor mesela.Bunu bir eksiklik anlamında söylemiyorum, herhalde Çukurova’nın o dönemdeki konuşma tarzı böyleydi diye düşünüyorum. Olur, pekala, tamam, evet, haklısın yerine onaylama anlamında cümleler tekrarlanıyor…

Yaşar Kemal, İnce Memed’in çocukluğundan başlayarak iyi bir profil ortaya koyuyor, karakteri başarıyla resmediyor. Olay örgüsü insanı içine çekecek kadar hem heyecan uyandıran hem de akıcı bir tarza sahip. Bir bölüm hariç, diğerleri genelde çok uzun değil ve okuma kolaylığı sağlıyor.

İnce Memed bir destan gibi… Bir zamanların Çukurova’sının anlatıldığı bir roman ve kuvvetle muhtemel çoğu gerçek hadiselere dayanıyor. Çünkü Yaşar Kemal’in ilk eserlerinden birisi ve dolayısıyla otobiyografik çizgilerin olduğu, çocukluk hatıralarının olduğu bir eser.

Seriye devam edeceğim.

İlgili Paylaşımlar

Yorum Yap