Kitap Zekayı Kibarlaştırır...
Ana sayfa » İzzet Bey Apartmanı – Mehmet Yılmaz

İzzet Bey Apartmanı – Mehmet Yılmaz

tarafından Selman Ç.


Aslında oldukça tanıdık. Yıllardır etrafımızda gördüğümüz, bazen acılarına bazen sevinçlerine şahit olduğumuz, bazen hiç görmediğimiz, bazen görüp ses etmediğimiz hikayeleriyle 3 dönemi bize anlatıyor. 1970-1995 ve 2020
Bu yıllar arasında hayatları bir şekilde İzzet Bey Apartmanı’nda kesişenlerin hikayesi.
Keşke 2020 olmasaydı dedim içimden 🙂 Hala daha çıkabilmiş değiliz.

Yazar kitapta da bu apartman için şunları söylüyor.
“Nihayetinde bir apartman tek başına betondan yapılmış, cansız bir yapı gibi görünse de orada yaşayan insanlar ve o insanların da hikâyeleri vardır. Bu hikâyelerin bazıları haksızlığa uğrayanların acılarıdır, bazıları ayrı düşenlerin sızıları… Bazıları mutluluk doludur, bazıları pişmanlık… Güller açanları da vardır, yaralı olanları da… Bazıları ise üç günlük dünyada bir gün bile göremeyenlerin hikâyeleridir. Ve hayat bir tek hikâyeden ibaret değildir!”

Önce fragman gibi 2020 yılını görüyoruz kitapta. Yazar anlatıcı bir editör olarak karşımıza çıkıyor ve tesadüf eseri karşılaştığı bir berber (aslında hikayesi bambaşka bunu daha sonra öğreniyoruz) ile olan anısına şahit oluyoruz.

Sonrasında 1970 yılına apartmana adını veren İzzet Bey’in yaşamına konuk oluyoruz. Bu yıllarda 80’ine yaklaşmış olan bir adam. Belki de maziye özlem duyulan yaşların doruk noktası. İzzet Bey eski notlarına göz atarken biz de kendimizi birde. 1919 yılında buluyoruz. Atatürk’ün Samsun’a çıkışı, Kurtuluş Savaşı, Cumhuriyetin kurulması, İzzet Bey’in Atatürk ile olan anılarına şahit oluyoruz.
Evliliği, apartmanın yapılışı vs. tüm hayatını yazar bize adeta bir film sahnesi gibi sunuyor.

Sonra 95 yılına geliyoruz. İşte acıların en yoğun olduğu dönemler. Burada Bosna’ya gidiyoruz o acıları tekrardan yaşıyoruz. Mehmet Hoca’nın romanlarında vazgeçemediği coğrafyalardan biridir burası. Acıları unutturmamak adına da önemli bence. Unutmayalım ki bir daha yaşanmasın. Derya ile Deniz’in hikayesine şahit oluyoruz. Burada iki kuzen aslında iki ayrı yapıyı temsil ediyor. O günlerden günümüze yaşanan acıları birkez daha hatırlıyoruz. Haksızlıkları, adaletsizlikleri, çıkarları uğruna susanları görüyoruz.

2020 yılında ise yine 95 yılındaki savaştan kaçıp Türkiye’de sığınan Almira’nın hikayesini kendi ağzından dinliyoruz. Ve “Ne çok acı var” sözleri zihinlerimize birkez daha geliyor. Derya’yı, Deniz’i tekrardan görüyoruz iki dost, akraba, kardeş ama hayat onları öyle bir yere getiriyorki birbirlerinden kopuyorlar. Burada aslında romanın siyasi yönünü de ön plana çıkartmak gerekiyor sanırım. Zaman zaman aşk, acı savaş olsa da bu romanda siyaset de ön plandadır. Yazar yaşadığımız onca şeyi burada tek tek gözler önüne seriyor.
Başta karşımıza çıkan berberin yaşadıkları ise bu konuları tamamıyla özetliyor.
Belki de yazarın yıllar içinde hayata bakışının değişimine de şahit oluyoruzdur. Bu bakımdan da önemli.

Romanın dili oldukça akıcı. Bu romanı okuyanlar konu bakımından aslında bilinmedik şeylerle karşılaşmayacak belki ama yaşananları tekrardan görmek, hatırlamak adına önemli.

Mehmet Y. hocaya da bu güzel hediyesi için birkez daha teşekkür ederim. Yolu açık okuru bol olsun.

Mehmet Yılmaz – İzzet Bey Apartmanı Alıntıları

“Düşünmeyen, sorgulamayan toplumlar kendilerine bir lider kültü oluşturur.”

izzet bey apartmanı – mehmet yılmaz

“Cehennem nedir bilir misin? Geride bıraktıklarına, bir daha asla kavuşamayacağını anlamaktır cehennem. Ve geçmişin hatıralarıyla yanmak…”

izzet bey apartmanı – mehmey yılmaz

Türküler böyledir. Ortak acıların, sevdaların silinmeyen hatıralarıdır. Bu coğrafyada hüzünlü ezgiler, neşeli ezgilerden her daim fazladır. Oyun havası diye göbek atılan türkülerin sözleri bile bazen acıları, sitemleri barındırır.

izzet bey apartmanı – mehmet yılmaz

İlgili Paylaşımlar

Yorum Yap