Kitap Zekayı Kibarlaştırır...
Ana sayfa » Kuyucaklı Yusuf – Sabahattin Ali

Kuyucaklı Yusuf – Sabahattin Ali

tarafından Kübra Çoban

İçindeki bütün yıkıntılara, bütün kederlere rağmen başını yere eğmek istemiyordu. Matemini ortaya vurmadan tek başına yüklenecek ve yeni hayata doğru yürüyecekti..”

Kitabın bu son cümlesi, Kuyucaklı Yusuf’un baştan sona tüm hayatını, tüm psikolojisini anlatır aslında. Hayatının başında, daha çocukken anasının ve babasının gözünün önünde öldürülmesinden duyduğu acıyla, kendi etrafına çelikten bir duvar örer Yusuf. Başını eğmeyecek, dik duracaktır… Durur da. İnsanların arasında ama onlardan en uzakta yaşar. Matemini en derine saklamıştır hem de hiç çıkarmamacasına. Köyünden ayrılırken kendine böyle bir söz verdi mi bilinmez ama verdiyse de sözünü sonuna kadar tutar. Öyle ki kendine en yakın gördüğü karısına karşı bile ortaya dökmez asla. Yusuf’un kendi etrafına ördüğü bu duvarların ardında çocuk yaşta çıktığı köyün saflığı da saklı kalmıştır. Köyün, köylünün temizliği, iyi niyetliliği de Yusuf’la beraber şehre gelir hem de hiç bozulmadan. Yalanın ne olduğunu bilmeyen bu çocuk yalanın anlamsızlığına da şaşar, dedim ya saftır, temiz kalmıştır.

Sabahattin Ali, Yusuf karakterinde köylünün temizliğini, sağlamlığını vurgularken; analığı Şahinde’nin de karakterinde kasabada çirkin olan ne varsa ortaya döker. Dedikoducudur Şahinde, çıkarcıdır. Hatta menfaatleri uğruna kızını harcamaktan dahi çekinmez. Onun iyiliği, rahatı için diyerek yalancı bir anneliğin ardına sığınır. Kaymakama gelince; Şahinde ve Yusuf’un şahsında, bir nevi kasaba ve köyün arasında denge unsurudur. Arabulucudur. Temsil ettiği çöküş arifesinde olan devletin hala ayakta durduğunu, olması gerektiği gibi işlediğini hissettirir. Rüşvet, adam kayırma gibi çöküntü emareleri onda gözükmez, kasabanın ileri gelenleri karşısında ihtiyatlıdır. Ölüm zamanının cihan harbinin başladığı yıla denk gelmesi sanıyorum ki onun bu karakterinin vurgulanması anlamına gelir. Nasıl ki cihan harbi devletin felaketi olmuşsa kaymakamın ölümü de hem hanesine felaketler getirir hem de kasabasına artık hiç bir şeyin eskisi gibi olmayacağını hissettirir.

Kasaba halkı… Ah o kasaba halkının çürümüşlüğü kendisini en güzel, zengin bir bey oğlunun parayla makamları satın alarak adaleti çarpıtmasında gösterir. “Hapishane ancak serseriler, köylüler ve aşağı tabakadan insanlar içindi.” dememiş miydi Sabahattin Ali. Böyle de olur…

Yusuf, kaymakamın ölümüyle hayatın acı gerçekleriyle baş başa kalmıştır. Başkasınınmış gibi, her an toparlanıp gidecekmiş gibi eğreti duran hayatı, onu, geçim derdi karşısında savunmasız bırakır. Bu savunmasızlığı anlatan satırlarda okuyucu, babasızlığın getirdiği o dayanaktan yoksun kalma acısını, sorumlulukların getirdiği ağırlığı sonuna kadar hisseder.

Ve Muazzez… Yusuf köylünün bozulmamışlığını, temizliğini temsil ediyorsa Muazzez de dünyada hala iyi, güzel bir şeylerin kaldığını gösterir okuyucuya. Çocuk neşesiyle hem kocasının hem babasının huzurudur o.. Annesinin çirkinliği bile kirletemez onu ne okuyucunun gözünde ne de kocasının kalbinde.. Kitabın son sayfalarında onun başına gelenler okuyucuya ah be! çektirir cinstendir. Dünya artık eskisi gibi olmayacaktır..

İyi okumalar dilerim 🙂

Sabahattin Ali – Kuyucaklı Yusuf Alıntıları

“Kendinde her şeyi yapabilecek kuvveti görmek, sonra yapılacak hiçbir şey bulamamak… Tükenmek bilmez bir sabırla bir meçhulü beklemek…”

kuyucaklı yusuf – sabahattin Ali

“Fakat her şey geçer, her şey unutulur. Kendini bir felâketin içinde kaybetmenin mânâsı yoktur. İnsan birazcık da kalender olmalıdır!”

kuyucaklı yusuf – sabahattin ali

“O gelmez artık!”dedi

“Nereden biliyorsun?” dedim

“Gidişinden belliydi!” dedi.

kuyucaklı yusuf – sabahattin ali

İlgili Paylaşımlar

Yorum Yap