Kitap Zekayı Kibarlaştırır...
Ana sayfa » Bilinç Yüzeyinde Gemi Yüzdürmek

Bilinç Yüzeyinde Gemi Yüzdürmek

tarafından Tuğçe

Düşünce bir yanılsamadan ibarettir.. Hayatının anlamsız duraklayışında seni saçma eylemlerle harekete geçirir.. Ruhun ikiye bölünür ve zihnini kamçılar, kamçılandıkça başka anlamlar oluşturursun.. Her kişiye ve her yaşayışa hizmet eder ve zihninin bulanıklığı arttıkça ruhunu da kaybedersin.. Ruhunu, bedenini dinlendirmeyi bilememektir.. Açık edersin ve o aralıktan düşünce taarruzuna savaş açarken bulursun kendini.. Bedenin kıpırdamaz fakat beyninin içinde birçok savaş aletinin gürültüsünden kalbinin sesini işitemezsin.. 

Bilinçaltına tıkıştırdıklarının nefes alamaması ve bunun sonucunda yüzeye çıkabilmesi için baskı uygulaması sonucu, benliğinden çıkmış gibi hissedersin.. Zihninin içi birbirine dolanmış çil yumağı gibi olur ve karışan beynin eylemlerini de kısıtlar.. Her iki adımda bir duraklar, anlam veremediğin bi dilde konuşan zihninin çevirisini yapmaya çalışırken bulursun kendini.. Bu bir alışkanlık halini alır, hayatını da kontrol eder.. Bu sefer beyin içi diyalogların eyleme geçerken senkron olmaz.. Zeytinyağı ve su gibi birbiri içine harmanlanmadan ayrışır.. İki benlik vardır.. Zihin ve beden.. Ruh ise bu ikisi arasında sıkışarak can verir.. 

Psikolojik rahatsızlıklar bu sayede baş gösterir.. Hepsinin birer adı vardır tanımlanması açısından.. Fakat sebebi tektir.. Düşünce yorumlaması.. Zihnimizden günde milyonlarca düşünce gelir geçer.. Hepsine itimat edemeyiz ve hepsini ciddiye alamayız.. Hepsini de bilinç düzeyine çıkarmak olanaksızdır.. Çünkü çoklardır ve tanımsızdır.. Her şeyi oluruna bırakırken düşünceleri de aynı oranda bırakıyor olabilmeli.. Düşünce düzeyinden bilinç düzeyine kulaç atmak, sadece gelen düşünceyi izlemek ve bir yorum bırakmadan geçip gitmesine izin vermekle mümkün.. Düşünce denen şey yorumlardan ibaret.. İnsan olarak her bir olaya, her bir görüşe bir fikrimiz vardır mutlaka.. Olan biten her ne varsa mutlaka konuşmuş olmak için konuşur ve üzerimize vazife olmadığı halde bir yargıda bulunuruz.. İşte bu hadsizlik zihnimizde de devam eder.. Yön değiştirmek ve zihni manipüle etmek en aciz olduğumuz anlarda kendini gösterir.. Yaşadığımız bir olaya yorum kattığımızda farklı hisler uyandırması bundandır.. Olayın kendisi değil, hissettirdikleri bizim yaşamımızı yönlendirir.. Ağızdan çıkan sözlerle düşüncelere katılan yorum – oradan da duygular aracılığıyla yaşantımızı kökünden etkiler.. 

Çenesi düşük ve boş boğaz, ağzına gelen her şeyi bir anda konuşan insanlara benzetebiliriz zihni. Fakat susturmaya çalışmak en büyük çaresizliği beraberinde getirir. Çünkü her bir yasak, her bir sınırlama zihin içi diyaloğunu daha da çoğaltır.. Kabullenmek ve izin vermek ise onun etkisini azaltır.. Karşındaki insanla münakaşaya girdiğinde onun öfke duygusunu daha da yükseltirsin fakat sakin kalırsan o da sakinleşir.. Savaşırsan kendine düşman edersin fakat barışı bellersen, yatıştırır ve dinginleştirirsin.. Zihni yönetmek ve bilinç düzeyinde kalabilmek de bundan farksızdır.. Yaşantının tümünü olduğu haliyle görebilmeyi bilmek, yorum katmadan sessizce gözlemlemek.. İzin vermek – ne ise o haliyle kalabilmesine.. 

Yorum Yap